İçeriğe geç

CAN SİGORTALARI

Can sigortaları, kişinin sağlıklı iken hayal ettiği, hastalandığında veya yaşlanıp çalışma gücünü kaybettiğinde rahat yaşamak, ölümünden sonra ailesinin bakım ve iaşesini sağlama amacını gerçekleştirmeye yönelik bir sigorta türüdür.

Can sigortaları, Türk Ticaret Kanununun 1487-1520’nci maddeleri arasında; hayat (m. 1487-1506), kaza (m. 1507-1510) ve hastalık ve sağlık (m. 1511-1519) sigortaları olarak düzenlenmiş ve TTK m. 1520’de ise koruyucu hükümlere yer verilmiştir.

Türk Ticaret Kanunun bu düzenlemelerinden başka, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda da, can sigortalarına yer verildiği görülmektedir. SK m. 5’e göre, sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri, faaliyete geçebilmek için, faaliyet göstermek istedikleri her bir sigorta branşında Hazine ve Maliye Bakanlığından ruhsat almak zorundadır. Sigorta şirketleri hayat ve hayat dışı sigorta gruplarından sadece birinde faaliyet gösterebilir. Bu gruplarda yer alan sigorta branşları Bakan tarafından belirlenir. Bu amaçla çıkartılan Hayat Grubu Sigortaları Yönetmeliğinin 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre, hayat grubu sigortaları; hayat sigortası, evlilik/doğum sigortası, sermaye itfa sigortası ve yatırım fonlu sigortaları ifade etmektedir.

SİGORTA MENFAATİ

Zarar sigortalarında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaati, sigorta teminatı altına alınmaktadır. Sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaat, sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkarsa, sözleşme o anda geçersiz olur (TTK m. 1408). Can sigortalarından hayat sigortasında ise, sigorta ettirenin kendi hayatını sigorta ettirmesinde menfaat şartı aranmamaktadır; sigorta ettiren, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilmektedir. Bununla birlikte,başkasının hayatı (riziko şahsı) üzerine sigorta yapılabilmesi için, o kişinin hayatının devamında lehtarın menfaatinin bulunması şarttır.

Hayat sigortalarına ilişkin diğer hükümler, kaza sigortaları hakkında da kıyas yoluyla uygulanır hükmü gereğince, kaza sigortalarınında da, başkasının uğrayabileceği kazalara karşı sigorta yapılabilmesi için; başkasının (riziko şahsı), kazaya uğramamasında sigortalının menfaatinin bulunması şartı aranmalıdır.

3) HALEFİYET

Zarar sigortalarına hâkim ilkelerden birisinin de halefiyet ilkesi olduğu bilinmektedir. Bu ilke, mal sigortalarına ilişkin olarak TTK       m. 1472/1’de, sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder şeklinde hükme bağlandıktan sonra; mahiyetine uygun düştüğü nispette, halefiyetin sorumluluk sigortaları için de geçerli olduğu kabul edilmiştir (TTK m. 1481/1).

Zarar sigortalarında, sigorta tazminatını ödeyen sigortacıya, ödediği tazminat tutarı kadar, kusuru oranında zarara neden olan kimseden halefiyet yoluyla isteme hakkı tanınmışken; can sigortalarından hayat sigortalarında, kanundan doğan bir halefiyet hakkı tanınmamıştır. Bu hususun düzenlendiği TTK m. 1491/3’de, halefiyete ilişkin 1472’nci madde hükmünün, hayat sigortalarında uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. TTK m. 1491/3’ün ikinci cümlesinde de, hayat sigortası sözleşmesi gereği, sigorta şirketinden kararlaştırılan sigorta bedelini tahsil eden sigorta ettiren ve mirasçıları ile rizikoya muhatap olan kişilerin mirasçılarının, rizikonun gerçekleşmesine neden olan üçüncü kişiye karşı sahip olduğu tazminat alacağını sigorta şirketine temlik etmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Ancak, kaza sigortaların­da, tedavi giderleri gibi tazminat ilkesinin hâkim olduğu ödemelerden dolayı, sigortacının halefiyet hakkının bulunduğu kabul edilmelidir.

4) RİZİKO

Zarar sigortalarında kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Buna karşın can sigortalarından hayat sigortasında, sigortaya konu olan olayın gerçekleşmesi muhakkaktır; sadece ne zaman gerçekleşeceği bilinmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir