İçeriğe geç

Miras Davaları Avukatı

MİRAS DAVALARI
Miras avukatı, miras hukuku alanı içerisinde ortaya çıkan ihtilafların çözümünde başvurulması gereken ilk kişidir. Miras hukukunun miras kanunu adında bir kanunu bulunmamaktadır. Miras hukuku TMK içerisinde düzenlenmektedir. Miras hukuku, ölen veya gaipliğine karar verilen bir kişinin geride bırakmış olduğu mal varlığının dağıtılmasına ilişkin hukuki düzenlemeleri içermektedir. Gaiplik, bir kimseden uzun süre haber alınamaması halinde ilgililer tarafından mahkemeden kişinin ölümüne karar verilmesinin istenmesi ve mahkemenin bu yönde bir karar vermesi halidir. Bir nevi hukuki ölüm halidir denebilir. Ölen kişiden kalan miras bazen borca batık olabilmekte ve getirisinden çok götürüsü bulunabilmektedir. Miras avukatı borca batık terekenin nasıl reddedileceği konusunda da müvekkillerine yol göstermeli ve onları muhtemel zararlardan korumalıdır.
Miras Avukatı ve Mal Kaçırma Davası
Muvazaa kelime anlamı olarak danışık, danışıklık anlamına gelmektedir. Muvazaanın amacı mal kaçırmadır. Miras hukukunda yapılan muvazaaya da muris muvazaası denmektedir. Muris muvazaası iki aşamalı olarak gerçekleştirilebilmektedir. İlk olarak yapılan sözleşme ile dış dünyada bir görünüş ve algı yaratılır.
Mal kaçırma davasının kazanılabilmesi için söz konusu muvazaalı işlem mutlaka ispat edilmelidir. Ancak görüldüğü üzere muris muvazaası ispatı zor ve tecrübe gerektiren bir durumdur. Miras avukatı, miras hukuku alanındaki güncel Yargıtay kararlarına ve hukuk alemindeki son gelişmelere hakim olmalı her an bilgisini taze tutmalıdır.
Veraset İlamı
Veraset ilamı, mirasçılar tarafından çıkarılması gereken bir belgedir. Veraset ilamı sayesinde mirasçı hangi oranda hak kazandığını öğrenebilmektedir. Veraset ilamı üç şekilde çıkarılabilmektedir. İlk olarak ölenin son ikametgah adresinde bulunan sulh hukuk mahkemesinden çıkarılabilmektedir. İkinci olarak noter aracılığıyla da çıkarılması mümkündür. Son olarak ise e-devlet üzerinden 1990 yılından sonra yaşanan ölümlere ilişkin veraset ilamı sorgulaması yapılabilmektedir. Veraset ilamı çıkarılması ile iş bitmemektedir. Söz konusu malların intikali için de bir takım başvurular gereklidir. Kapsamlı bir iş olan veraset ilamı ve intikal meselesi, olası bir aksamada haklarınızı tam olarak alamamanıza ya da vergi idaresince cezai yaptırıma katlanmanıza sebep olabilir.

Vasiyetname Nasıl Düzenlenir?
Vasiyetname, ölen kişinin son arzularının ve mallarının nasıl paylaştırılmasını istediğinin yer aldığı yazılı veya sözlü bir beyandır. Vasiyetname resmi makamlar huzurunda, kişinin kendi el yazısı ile veya sözlü olarak yapılabilmektedir. Ancak her bir vasiyetname şeklinin geçerli olabilmesi için belirli şartlar öngörülmüştür. Günümüzde kişiler genellikle kendi el yazıları ile vasiyetname düzenlemektedirler. Hukuk düzeninde vasiyetnamenin düzenlenmesi belirli şartlara tabi olduğundan bu şartları taşımayan vasiyetname geçerli olmamakta ve ölen kişinin son arzuları yarım kalmaktadır. Böyle bir sorunla karşılaşmamak için miras avukatı danışmanlığında düzenlenecek vasiyetname sayesinde ölen kişinin son arzuları herhangi bir aksama yaşanmadan yerine getirilebilir.
Tenkis Davası Ve Miras Avukatı
Türk Medeni Kanunu, mirasta saklı pay kurumunu düzenlemiştir. Saklı pay sahipleri, miras bırakanın çocukları, eşi ve ana-babasıdır. Miras bırakanın sağlığında yaptığı birtakım tasarrufların, saklı pay sahiplerinin haklarını ihlal etmesi halinde tenkis davası açılabilir. Tenkis davasını yalnızca saklı pay sahipleri açabilir. Tenkis davası açılmasında istenen faydaya erişilmesi için saklı pay sahiplerinin haklarını iyi bilmesi gerekir. Zira tenkise tabi olan kazandırmaların tespiti çok önemlidir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, kişinin hayatının sona ermesine kadar bakılması için yapılan sözleşmedir. Bu sözleşmeyi yapan kişi, kendi ihtiyaçların için başkasından yardım almaktadır. Bu yardım karşısında da kendisine bakan kişiye belirli bir karşılık vermektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşme kapsamında; kendisine baktıran kişi, bakımı sağlayacak kişiye malvarlığının tamamını ya da belirli bir kısmını verir. Buna karşılık bakımı sağlayacak kişi de bakacağı kişinin ölümüne dek ona yardımcı olma ve bakma borcu altına girer.
Miras Paylaşımı Davası ve Miras Avukatı
Miras paylaşımı, vefat eden veya gaipliğine karar verilmiş olan kişinin mal varlığı değerlerinin mirasçıları arasında paylaştırılmasıdır. Paylaşımlar genellikle gürültülü ve anlaşmazlıklarla dolu bir süreçtir. Mirasçılar arasında çıkan bu tür anlaşmazlıklar sonucunda kimi hak sahipleri hak ettikleri mal varlığı değerlerinden haksız olarak mahrum edilmektedir. Bu tür haksızlıkların yaşanmasının engellenmesinde en büyük yardımı alanında uzman bir miras avukatı yapabilir.
Vefat eden tarafından atanmış bir mirasçı belirtilmediği sürece vefat edenin tüm mal varlığı yasal mirasçılar arasında paylaştırılmaktadır. Bu kişilerin kimler olduğu ve pay oranlarının ne kadar olduğu kanun ile düzenlenmiştir.
Paylaşım davası, hak sahiplerinin tereke üzerinde mal varlıklarının nasıl paylaştırılması gerektiğine karar verememeleri durumunda söz konusu olmaktadır. Bu durumda her bir hak sahibi terekenin mahkeme tarafından paylaştırılmasını isteyebilmektedir. Miras paylaşımı davasında hakim tarafından kanunda belirlenen şartlara uygun olarak kademeli bir işlem gerçekleştirilir. Söz konusu işlemler detaylı olduğu ve teknik bilgi gerektirdiği için mal paylaşımı davasının hakimin hata yapma ihtimaline karşı uzman miras avukatı tarafından takip edilmesi hak sahiplerinin faydasınadır. Miras avukatı, paylaşım davasında her bir hak sahibinin yasal payını tespit eder, hukuki zeminde olayın doğruluğunu değerlendirilir ve hakim tarafından verilecek kararlardaki hata payını minimize etmede önemli rol oynar.
Ortaklığın Giderilmesi Davası
Miras bırakanın ölümü ile mirasçılar, miras bırakanın malları üzerindeki ortaklıklılarını sona erdirebilirler. Malvarlığının nasıl paylaşılacağı hususunda mirasçılar anlaşamazlarsa taraflar Sulh Hukuk Mahkemesi’nden ortaklığın giderilmesini talep edebilirler. Bu talebi her bir mirasçı yapabilmektedir. Ortaklığın giderilmesi, satış veya taksim yoluyla yapılmaktadır. Söz konusu malların değeri, büyüklüğü ve cinsi ortaklığın giderilmesinde önemlidir. Bu sebeple ortaklığın giderilmesi, tarafları her zaman memnun etmemektedir. Ortaklığın giderilmesi davası neticesinde oluşabilecek bir hak kaybının önüne geçilebilmesi için miras hukukunda ve gayrimenkul hukukunda uzman, tecrübeli bir avukatla çalışılmalıdır.
Mirasın Paylaşılmasında Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Dönüştürülmesi Davası
Miras bırakanın ölümüyle mirasçılar, kalan mallara elbirliği mülkiyeti ile sahip olurlar. Elbirliği ile mülkiyette, mirasçıların mallar üzerinde hangi oranda hak sahibi olduğu belli değildir. Bununla birlikte mirasçılar, kalan mallar üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri paylara da sahip değildir. Bu dezavantajı kaldırmak için mirasçılar bir araya gelerek paylı mülkiyete geçiş için anlaşabilirler. Taraflar bir araya gelmiyorsa, taraflardan her biri paylı mülkiyete dönüştürme davası açabilir. Uygulamada el birliği mülkiyeti ile alakalı en sık karşılaşılan sorunlardan biri de miras bırakanın bankada para, altın vb. menkul değerlerinin olmasıdır. Elbirliği ile mülkiyet halinde taraflar bir araya gelmedikçe banka bu malları mirasçılara veremez. Ancak paylı mülkiyete dönüştürülmesi davası ile her bir mirasçı bu parayı bankadan alabilir.
Mirastan Feragat Nasıl Yapılmalıdır?
Miras bırakan ile mirasçı arasında yapılan ve gelecekte doğacak mirastan belirli bir karşılık alınarak ya da alınmayarak vazgeçmeyi konu alan bir sözleşmedir. Mirastan vazgeçme pek çok dinamiği içinde barından bir meseledir. Bu sebeple iyi düşünülüp hareket edilmelidir. Mirasçı haklarının farkında olmalıdır. Miras hukuku avukatına danışılmadan mirastan feragat sözleşmesi yapmak gelecekte büyük pişmanlıklara sebebiyet verebilir.
Mirasın Reddi ve Miras Avukatı
Mirasın reddi genellikle terekenin borca batık olduğu durumlarda gündeme gelmektedir. Miras hukukunda kişinin ölmesiyle birlikte bütün mal varlığı değerleri borçlar da dahil olmak üzere atanmış ve yasal hak sahiplerine kalmaktadır. Miras hukukundaki bu ilkeye külli halefiyet ilkesi denmektedir. Yasal hak sahiplerinin terekeyi kabul etmesi gibi bir durum yoktur. Yani tereke kendiliğinden ölüm haliyle birlikte geçmektedir. Yasal hak sahipleri borca batık bir terekeyi istemiyorlar ise miras avukatı aracılığıyla ya da doğrudan kişinin kendisi dava açmak zorundadır.  Dava ölümden itibaren 3 aylık süre içerisinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü bir süredir. Miras avukatı vasıtasıyla açılacak dava hukuki olarak daha fazla güvence sunmakta ve hak düşürücü süreler nedeniyle hak kaybı yaşanmasının önüne geçmektedir.

Mirasın Reddinden Dönme Davası
Aldatıldığı, korkutulduğu veya yanıldığı için terekedeki hakkını reddeden mirasçı tekrardan bu hakkına kavuşabilir mi? Elbette bu hallerin varlığının ispatı halinde ortada sakatlanmış veya geçersiz bir irade beyanı söz konusu olacağı için iptali mümkündür. Ancak reddin iptalinde söz konusu hallerin kanıtlanabilmesi oldukça zordur. Bu durumların kanıtlanabilmesi için mutlaka deneyimli bir miras avukatından yardım alınması gerekmektedir.