İçeriğe geç

ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZALARINDA KANUN YOLUNA KİMLER BAŞVURABİLİR?

ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZALARINDA KANUN YOLUNA KİMLER BAŞVURABİLİR?
Kanun yoluna başvurma hakkı bir insan hakkıdır. Peki kanun yoluna herkes başvurabilir mi? Burada doğrudan CMK m.260. maddeye gitmekte fayda vardır. Kanun gereği, kanuna başvurma hakkı çeşitli süjelerle sınırlandırılmıştır. Buradaki süjeler tek tek sayılarak kimlerin başvurup kimlerin başvuramayacağı konusunda soru işaretleri ortadan kaldırılmıştır. Neden herkes başvuramaz? Kanuna başvurmada muhakeme faaliyetine katılan kişilerin menfaatleri söz konusudur. Bu menfaatlerin yanlış bir karar doğurması sonucu geri alınmasını istemek temel meseledir. İtiraz etmek için menfaatin zarar görmesi gerekmektedir. Zarar görmek için ise bu menfaat bakımından hak sahibi olmak gerekmektedir. 260. madde birçok süjeyi içinde barındırmaktadır. Prensip itibariyle, cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, müdafi, kanuni temsilcisi, eşi, katılan vekili falan kanun yoluna başvurabilir. Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır. İlk davada süje olanlar kanun yoluna başvurabilecek olan kimselerdir. Katılan sıfatını almamış ve reddedilmişse de bunlar başvurabilir. Kanun yolu, bir tür tali ceza davasıdır.
Kanun yolu davasında sanık sandalyesinde hüküm oturmaktadır. Davanın konusu hükümdür. Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanığın lehine veya aleyhine başvuruda bulunabilir. Aleyhine de başvursa şüpheli veya sanığın lehine bir karar çıkabilmektedir. Cumhuriyet savcısı lehine başvurduğu ve aleyhine de bir başvuru yoksa aleyhe bozma yasağı dediğimiz bir sistem söz konusu. Cumhuriyet Şüpheli kendi lehine başvurabilir. Şüphelinin kanuni temsilcisi ve eşi de onun lehine başvuruda bulunabilmektedir. Bu husus süre bakımından oldukça önemlidir. Eşi adına başvurabilme çok önemlidir. Burada altı çizilmesi gereken en önemli hususlardan biri de bu kimselerin sanık aleyhine başvuruda bulunamamalarıdır. Dolayısıyla bunlar dilekçelerinde sanığın lehine başvurduklarını belirtmeseler dahi buradan lehe başvuru olduğu anlaşılmaktadır. CMK m. 260’a göre “ Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” Burada katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar 6 görmüş olan kavramı ne ifade etmektedir buna da bakılması gereklidir. Kişi eğer o uyuşmazlıktan haberdar edilmemişse dolayısıyla bu kişinin katılma isteminde bulunma hakkı hiç doğmamıştır. Kişinin katılma isteminde bulunma hakkı hiç doğmamışsa da kişinin aynı zamanda katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan doğan bir zararı varsa bu kişi de kanun yoluna başvurabilir. Kişi o uyuşmazlıktan haberdar edilmişse ve buna rağmen başvurmamışsa kanun yoluna başvurma imkanına sahip olamayacaktır.
Avukatın kanun yoluna başvurma hakkına ayrıca bir parantez açmak gereklidir. Müdafi, savunma görevinin gereği olarak şüpheli veya sanık; avukat vekilliğini üstlendiği kişiler hakkında verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurabilir (CMK 261). Avukatın da kanun yoluna başvurma hakkı şüphesiz vardır ve hatta bu bir yükümlülüktür. Kural olarak bir avukat bu kanun yoluna başvurulmalıdır. Vekilliğini ya da müdafiliğini üstlendiğiniz kişi açıkça kanun yoluna başvurmanı istemiyorum derse ve mümkünse ispat bakımından yazılı bir belge verirse başvurmama hakkınız vardır. Vekâletnamede o sözleşmesel ilişki içinde nasıl bir imkân tanındığına da bakılmalı ancak genel yetkilendirilmiş bir vekâletnameniz varsa sonradan avukatın sorumluluğunun doğmaması adına ispat açısından yazılı bir belge gereklidir. Avukat, mūdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir. Burada kanun koyucunun başvurabilir ifadesi maddenin yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermektedir. Burada bir tercih yoktur, bir yükümlülük söz konusudur. Öte yandan avukata tanınan bu yetkiyi asil de kullanabilir. Tefhim ve tebliğden itibaren kanun yolu süresi başlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir