TRAFİK KAZALARINDA MÜTESELSİL SORUMLULUK VE SORUMLULUĞUN SINIRLARI

TRAFİK KAZALARINDA MÜTESELSİL SORUMLULUK VE SORUMLULUĞUN SINIRLARI

Trafik kazalarında müteselsil sorumluluk nedir ve kimlere ne şekilde dava açılabilir? Öncelikle müteselsil sorumluluk ne demektir, kanunda neyi ifade eder bunu açıklayalım.

 Müteselsil sorumluluk: TBK’nın 162. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir; Müteselsil borçluluk; bir irade beyanı veya kanun hükmü dolayısıyla bir edimin birden ziyade borçlulardan her birinin tamamını ifa etmekle yükümlü bulunduğu, alacaklının ise tamamını ancak bir defa ifa etmek üzere edimi borçlulardan dilediği birinden talep etmeye yetkili olduğu ve borçlulardan birinin ifası veya ifa yerini tutan fiiliyle diğerlerinin bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtulacakları bir birlikte borçluluk hâlidir. Yani borçluluk halinde sorumlu olan kişilerin birlikte sorumlu olmaları halidir.

Müteselsil olarak sorumlu olanlara ne şekilde dava açılır ve borcun ne kadarından sorumludur?

Müteselsil  borçlulara isterse birinden veya birkaçından veyahut hepsinden  talep edilebilir yani dava açılabilir. Trafik kazaları olarak düşündüğümüzde ise kazadan sorumlu olacak kişileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Araç Maliki (işleten)
  • Araç Sürücüsü
  • Aracın Trafik Sigortacısı

Trafik kazalarında karşı tarafın asli kusurlu olması neticesinde kazadan dolayı oluşacak her türlü maddi ve manevi zarar için yukarıda belirtilen müteselsil sorumluluğu bulunan kişilerden birine veyahut birkaçına ya da hepsine dava açma hakkımız mevcuttur.

Uygulamada tahsil özellikle tahsil kabiliyeti açısından öncelikle sigorta şirketine başvurulur. Ancak sigorta şirketi sadece sigorta poliçesindeki limit dahilinde sorumlu olacak, poliçe limitini ödedikten sonra sorumluluktan kurtulacaktır. Sonrasında kalan tutar için diğer sorumlulara gidilebicektir.

 Peki kalan borçluların birinin durumunun daha iyi olması durumunda borcun tamamı bu kişiden talep edilebilir mi? Yukarıda da açıklandığı üzere müteselsil sorumluluk tüm sorumluları kapsamaktadır ancak bu durum borçlulardan birinin zarına olacak şekilde iyi niyet kurallarına aykırı olarak kullanılamaz. Bu durum yerleşik içtihatlarda şu şekilde belirtilmiştir,

YARGITAY, 4. HD, E. 2006/12285, K. 2006/13088 SAYILI KARARINDA:

“BK’nın 50. Ve 51. Maddelerinde haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından  meydana getirilmesi durumunda  zarar görenin dilediği takdirde  eyleme katılanların birisinden ve birkaçından veyahut  tamamından zincirleme olarak  sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenleme altına alınmıştır. Ancak aynı Yasanın 147. Maddesinin ikinci fırkasında alacaklının diğerlerinin zararına olarak  müteselsil sorumlulardan birinin durumunu iyileştirmesini  sağlayacak davranış ve ve beyanının sonuçlarına katlanması gerektiği düzenlenmiştir. Diğer bir anlatımla davacıların başlangıçta her iki sorumludan  aynı miktarları istemesine karşın, sonradan sadece işleten sıfatıyla  sorumlu olan davalının  daha fazla tazminatla sorumlu tutulmasını istemesi  anılan Yasa hükmüne uygun düşmediği gibi  iyi niyet kuralları ile de bağdaşmamaktadır.

Açıklanan bu yönler ve yasal düzenleme gözetilmeden, işleten sıfatıyla müteselsil sorumlu olan davalının diğer müteselsil sorumlu sürücüden daha fazla tazminatla sorumluluğuna karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.”

“Adaleti savunmaktan vazgeçtiğimizde, hukukun üstünlüğü tehlikeye girer. Adaleti savunmak, ona inanmak ve uygulamak, özgürlüğümüzü korumanın temelidir.” by Robert F. Kennedy

ankara-trafik-kaza-avukatı-avukat-selim-ünal-trafik-kaza-mütesil-sorumluluk
ankara-trafik-kaza-avukatı-avukat-selim-ünal-trafik-kaza-mütesil-sorumluluk
Hemen Arayın